Duvarlarım Yıkıldı
Hiç duvarlarınızın yıkıldığını ve kendinizi çıplak kalmış gibi hissettiğiniz oldu mu ?
İşte bu yazı benim için yukarıdaki soruya tam cevap vermiş oluyor.
Ailem dinine bütün elinden geldikçe de bu konuda sorumluluklarını yerine getiren insanlardir. Haliyle ben ve kardeşlerimde o şekilde büyütüldük. Bana ne kattı derseniz ahlak kavramı içlerinde en başarıya ulaşmış durumda.Her ne kadar Kuranın bizden istediklerini tam yerine getiremesemde hayatım iyi kötü bir şekilde geçiyordu. Taki anne olduktan sonra , kızımın benim düştüğüm ikilemde ve yanlışlarla dolu dünyada boğulmasını istemememle başladı herşey. Özellikle de günümüzde din, insanları sömürmeye çalışan takım elbiseli beşerilerin eline geçmiş durumdayken. Bende bu sebeplerden dolayı kızım için ilk adımımı attım ve din felsefesi okumaya başladım. İlk adımımda yıllardır arapcasını okuduğum hattahatim ettiğim Kuranı kerimin mealini yani türkçesini okuyup anlamaya çalışmak oldu.Fakat içerisi sonsuz bşr dünya , kendimi gittikçe bu dünya da kaybolmuş ve bozulmuş hissetmeye başladım.
Okumak güzel bir şey fakat okurken araştırmak, not almak ve farklı kaynaklara başvurmak işte o zaman bir hastalığa dönüşüyor.Peki beni bu süreçte çıplakmış gibi hissettiren durum neydi…..
Okurken aynı zamanda adı geçen peygamberlerin hayatlarını da okumaya başladım. böylelikler herşey kafamda daha net oturuyordu. Fakat ben öğrendiğim her bilğinin arkasındaki ğerçeği araştırmaya devam ediyordum. Öyle bir kitabı elime aldım ki işte ondan sonra herşey değişti.
“KING OF THE WORD SOLOMON”
Kitap Süleyman Peygamberin hayatını anlatıyor. Aslında onun hayatına giden yoldan bahsediyor desem daha iyi olur. İlk sayfasında sizi Tevrat tan ; “Başlangıçta… Tanrı gögü ve yeri yarattı. Yer boştu yeryüzü şekilleri yoktu.Enğin karanlıkla kaplıydı. Tanrı nın ruhu suların üzerinde dalğalanıyordu” Sonra da beşerilerin ilk peygamberi Adem den başlıyordu hikaye….
Kuranı Kerim de Bakara Süresi 30. Ayet ” Hani rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim” buyurdu.” Rab ile meleklerin bu konuşması Adem in ilk insan olmadığı ama insanların ilk peygamberi olduğunu kanıtlar niteliğinde . Tabikide biz insanların dünya için ne kadar kötü birer varlık olduğımuzu da ifade etmiyor değil. Herkesin bildiği bu bilğiden sonra Adem yaratılır. Kaburgasından da eşi Havva yaratılır ve ikiside cennette yaşar. Tek bir kural vardır yasak ağacın meyvesinden yememeleri gerektiği. Fakat şeytan Adem e boyun eymediği için onu kandırıp yasak ağaçtan meyve yemesini sağlar ve Rab eşi ile Adem i dünya ya gönderip kıyamete kadar orada kalmalarını ve çoğalmalarını ister. Rivayete göre Adem “hindistan a” Havva da ” cidde ye “ gönderilmiş. Dünya nın farklı yerlerine inen çift Mekke i Mükerrem de karşılaşmış ve tohumları hızla yayılmış. Cennet yaptıklarıyla sınırlı kalmayan Şeytan dünyada da onların peşini bırakmamış ve tarihin ilk kardeş cinayeti işlenmiş. Maide Süresi 27. 28. 29. ve 30. Ayetlerinde” ” Onlara Âdem’in iki oğlunun başından geçen ibret verici şu gerçeği anlat: Onlar Allah’a birer kurban takdîm etmişlerdi de birinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kıskanıp: “Seni mutlaka öldüreceğim” deyince, öteki şu cevabı vermişti: “Allah ancak takvâ sahiplerinin ibâdetini kabul buyurur.” “Sen beni öldürmek için elini uzatsan bile, ben seni öldürmek için elimi uzatacak değilim. Çünkü ben, Âlemlerin Rabbi Allah’tan korkarım.” “Doğrusu ben isterim ki, sen hem benim günahımı hem kendi günahını yüklenesin de ateş ehlinden olasın. Zâlimlerin cezası işte budur.” “Nihâyet nefsi onu kardeşini öldürmeye sürükledi; onu öldürdü de mahvolup gidenlerden oldu.” “ Böylelikle Kabil Habil i öldürmüş oluyor. Rivayete göre Havva her doğumunda bir kız bir de erkek evlat dünya ya getirirmiş. Dünya ya gelen bu ikizlerin birbirleriyle evlenmesi yasakmış. Kabil de Habil ile evlenmesi gereken ikiziyle kendi evlenmek istemiş ve bu yüzden Rab a kurban da bulunmuşlar. Peki kabil e ne olmuş bilinmiyor peki başka bir rivayet ortaya atılırsa işler ne olur….
Şimdi okuduğum Serhat Ahmet Tan ın kitabında farklı bir bakış acızı izoterik ve gnostik bir yaklaşım yaparak bana farklı bir pencere açmakla kalmadı tüm duvarlarım yıkılmış gibi hissettirdi.
Kitaba göre Adem bir proje ve Cennette yaşıyor. Anladığım kadarıyla en iyi insan özelliklerini ve peygamberlik özelliklerini kavrayabilmesi için hazırlık aşamasında olan bir yazılım. Şeytan da bu projeyi asla desteklemiyor ve Adem i bitirmek için elinden geleni yapıyor. Cennette tek bir kural var “Asla farklı türlerle beraber olma” Rab bu kuralı Adem e özellikle tembihlemiş. Şeytan da Adem e gidip. ” Dedi ki: Bak Adem , sen henüz bir projesin, soyunun kalıcı olup olmayaçağı belli değil. Gel soylarımızı birleştirelim. benim soyum ezelden beridir var. Kanıtlanmış bir özüm var. Benim soyumla birleşip melezler üretirsen senin soyunda kalıcı olabilir.Yoksa senin başarılı olup olmayaçağın henüz belli değil….” Adem de şeytan in bu söylediklerinde haklı bir sebep bulaçak ki Cennet teki tek yassağı çiğner ve melez coçuklar mrydana gelir. Aslında tam burada Lilith in günümüzde adının neden geçtiğini de göstermiş oluyor. Lilith içinde sayfaları karıştırabiliriz çünkü önemli bir yeri var. neyse kitaba dönecek olursak Rab bu durumu öğreniyor ve çok sinirleniyor yani sinirlenmesi lazım dimi. Eğer Adem i o anda yok etse Şeytan isyediğine kavuşaçak ama onu yapmıyor. Şeytanında hiç beklemediği bir şey yaparak hepsini dünya ya gönderiyor. Adem e de diyor ki dünya da çoğal . Yani cennette yasak olan dünya da helal olmuş oluyor. Peki melezlere noldu derseniz kitaba göre onlarda günümüz İsrailoğullarının ataları.
Şimdi herşey o kadar net kafama oturuyor ki. Neden israiloğullarını dize getirmek için 4 tane kitap indirmiş .Hepsinin başına peygamber göndermiş ki Peygamberlik olayıda garip onu da başka bir yazımda anlatırım. İşte ben bunları okuyup ve diğer okuduğum bilgilerle beraber süzgeçimden gecirince kendimi çırılçıplak kalmış gibi hissediyorum. Bizler bozulmuş bir projenin sırf şeytan nın dediği olmasın diye dünya da terkedilmiş beşerileriz veya melezleriz. Kıyamete kadarda böyle gidecek.
Peki siz kıyamet günü hangi tarafta olacaksınız. Projenin bozulmasını sağlayan şeytanın mı yoksa proje bozulmasına ragmen sırf şeytan nın dediği olmasın diye yeni bir düzen kurab Rabbın mı. Belki şaşırabilirsiniz ama ben iki tarafta da olmak istemiyorum çünkü ne olsa bozulmuş bir projenin kalıntılarıyım ….
hoşçakalın…..


Yorumlar
Yorum Gönder